Meclisi Mebusan Caddesi No:19 Salıpazarı, Beyoğlu/İstanbul (Tramvay Yolu)
Tüp Mide Ameliyatı ve Asit Reflü Hastalığı İlişkisi

Tüp Mide Ameliyatı ve Asit Reflü Hastalığı İlişkisi

Tüp mide ameliyatı modern dünyada en çok yapılan genel cerrahi ameliyatlarından biridir. Günümüzde tüp mide ameliyatı yani sleeve gastrectomy ameliyatının en çok tercih edilen obezite ameliyatı hatta dünyada en sık yapılan genel cerrahi ameliyatlarından biri olmasının sebebi nispeten uygulanması kolay, anatomik yapıyı bozmayan, uzun vadede ciddi vitamin eksikliklerine yol açmayan, komplikasyon oranı düşük, laparoskopik yöntem sayesinde iyileşme sürecinin hızlı, kilo veriminin de etkin olmasına bağlanmaktadır.

Tüm obezite ameliyatları gibi tüp mide yani mide küçültme veya diğer adıyla sleeve gastrectomy ameliyatından sonra da hızlı bir kilo kaybı olmakta, bu süreçte de diyabet, tansiyon, astım, KOAH ve daha birçok metabolik hastalıkta da ciddi iyileşmeler gözlenmektedir. Yapılan araştırmalara göre ayrıca beyaz yağ dokusunun (santral obezitenin) azalmasına bağlı olarak leptin ve benzeri hormonlardaki azalmaya bağlı olarak bedendeki iltihabi (enflammatuvar) durum da gerilemekte bu da meme, kolon, pankreas, yumurtalık ve bazı başka kanser türlerine yakalanma riskinin azalmasına yol açtığı gösterilmektedir.

Tabi ki tüp mide ameliyatı bir mucize değil, bilimsel bir tedavidir. Doğal olarak bu kadar artısı olan bir tedavinin bazı eksileri de olması beklenir. Belki ameliyattan sonra artan safra taşı oranları ve artan Asit Reflü şikayetleri bu eksilerden başlıcalarıdır.

Bu yazıda Obezite - Tüp Mide Ameliyatı – ve Asit Reflü Hastalığı ilişkisini bilimsel araştırmalardan inceleyip size aktarmayı planladım.

Asit Reflü Hastalığı Nedir? 

Önce Asit Reflü Hastalığı diğer adıyla Gastro-Özofajeyal Reflü Hastalığını ne olduğunu anlayalım! 

Asit reflü hastalığı adından da anlaşılacağı gibi mide içindeki asidin yemek borumuza doğru - (ki bu bazen ağzımıza kadar gelebilir)- geri geri akması ve yemek borumuzda (özofagusta) yanma, acıma veya ağrı tarzda şikayetler yapmasıdır.

İşin doğrusu ağır veya yağlı yemek yedikten sonra veya gece çok geç saatte yedikten sonrası, fazla miktar kahve içtikten sonrası gibi durumlarda ara sıra da olsa reflü şikayeti olmayan kimse nerdeyse hiç yoktur. Böyle nadir görülen reflü durumları basit hayat tarzı değişiklikleriyle veya arada bir alınacak basit mide koruyucu ilaçlarla kolayca giderilir, sonra da sorunu unutup hayatımıza devam ederiz.

Asıl problem ise bu şikayetleri gün içerisinde sıklıkla yaşayan kişilerde. Bu kişiler bazen çok şiddetli göğüs yanmalarına veya ağrılara varan derecede reflü şikayetine maruz kalırlar ve hayatları gerçekten bu durumdan olumsuz olarak etkilenir.

Asit Reflü Hastalığ tabi ki sadece hastada ağrı yanma gibi şikayetler oluşturduğu için bir hastalık kabul edilmemiştir. Asıl problem yemek borusunda sürekli asit yanıkları yapan mide asidinin yemek borusunun iç yüzeyini kaplayan mukoza adını verdiğimiz astar dokuya kronik zarar vermesidir. Bu zarara biz Özofajit adını vermekteyiz. Özofajit basit düzeyde ve tedaviyle gerileyebilen düzeyde olabileceği gibi, tedaviyle çok az gerileyen bir seviyeye de gelmiş olabilir, özofajitin ciddi bir düzeye gelmiş haline Barret Özofajiti (Barret's Esophagitis) demekteyiz. Barret Özofajitinin önemi yemek borunda kanser oluşturma riskini arttırmasından ileri gelir.

Buraya kadar Asit reflü hastalığını anlatmış olduk, peki bu konunun obezite ve tüp mideyle ne alakası var diye sormanız çok doğal!! 

Tüp Mide Ameliyatı ve Asit Reflü Arasındaki İlişki

Bizler biliyoruz ki obezite ameliyatı gündeminde olmayan freflü hastalarının reflü problemi günümüzde laparoksopik yani kapalı yolla yapılan Nissen Ameliyatıyla artık kolaylıkla çözülmektedir. Buradaki asıl problem Tüm Mide Ameliyatı olmayı planlayan Obezite hastalarımızda Asit Reflü Hastalığı veya Mide Fıtığı varsa, ne yapılması gerektiğidir. Bu arada şunu da söyleyelim kim Asit Reflü Hastalığı çoğu zaman Mide Fıtığı Hastalığı (Hiyatal Herni) ile birlikte görüldüğünden genellikle aynı anlamda kullanıldıklarıdır.

Tüp mide ameliyatıyla çoğunluğu alınan mide adete küçük bir tüp haline gelmekte bu da mide içindeki hacmi azaltıp basıncı arttırmaktadır. Birikecek çok da hacmi kalmayan mide asidi ise basıncın da artmasyla eğer hastada mide fıtığı varsa yemek borusuna doğru yani geri gide ve yeme borusuna temas eden mide asidi asit reflü hastalığına ve şikayetlerine yol açar. Hatta mide fıtığı veya önceden asit reflü şikayeti olmayan obez hasta grubunda dahi tüp mide sonrası asit reflü şikayetleri oluşabildiği bilimsel araştırmalarda tespit edilmiştir.

Durumu özetlemek gerekirse mide fıtığı / reflü hastalığı olmayanlarda tüp mide ameliyatı açısından bir engel yoktur. Hafif reflü şikayetleri olanlarda ise tüp mide ameliyatıyla beraber krurorafi denen mide kapağının daraltılması ameliyatı eklenmesi gerektiği araştırmalarda ortaya konmuştur, yine de uzun vadede krurorafi yapılan hastalarda dahi tekrar reflü şikayetleri baş gösterme riski yüksektir. Hastaların bu riskten haberdar olması gerekir.

Son olarak tüp mide ameliyatı öncesi şiddetli reflüsü ve ciddi özofajit şikayeti olan hastalarda, bu şikayetlerin ilerleyebileceği son 1-2 yıldır dile getirilmektedir, her ne kadar çok kesin öneriler henüz ortaya konmasa da çoğu obezite merkezi bu ciddi reflüsü ve özofajiti olan hasta grubuna hastaya bilgi verildikten sonra hastayla ortak karar verilmesi, sonrasında da tüp mide ameliyatının dışında diğer basınç azaltıcı mide bypası ve türevi obezite ameliyatlarının önerilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Son olarak da hali hazırda tüp mide ameliyatı olmuş ve sonrasında reflü ve özofajit şikayetleri başlamış ve ilaç tedavisiyle bu şikayetleri geçmeyen hastalarımıza birkaç kelime etmeliyiz. Bu grupta olan hastalarımızın morallerini bozmalarına gerek yok. Onlar için de genel olarak iki ihtimal mevcut. Öncelikle kontrol gastroskopi ve Ph metre gibi tahlillerini yaptırıp reflü ve özofajit şikayetlerinin tespiti önem taşımakta. Sonrasında ise tekrar midesi büyümüş ise Laparoskopik Nissen Ameliaytı düşünülebilir, şayet midede büyüme yok ve reflü/ özofajit şikayetleri ciddiyse o halde tüp mide ameliyatı rahatlıkla başka, basınç düşürücü bypass türevi bir ameliyata çevrilebilir.

NOT: Üstteki yazı hastaların genel olarak bilgilendirilmesi amacıyla yazılmıştır, profesyonel amaçlarla kullanılması önerilmez, konu hakkında tıbbi bilgiler alttaki kaynaklardan takip edilebilir. 

Kaynaklar 

  1. Obes Surg. 2016 Jan;26(1):61-6. doi: 10.1007/s11695-015-1737-0. The Effect of Laparoscopic Sleeve Gastrectomy with Concomitant Hiatal Hernia Repair on Gastroesophageal Reflux Disease in the Morbidly Obese. Samakar K1, McKenzie TJ2, Tavakkoli A3, Vernon AH4, Robinson MK5, Shikora SA6. 
  2. Arq Bras Cir Dig. 2017 Jul-Sep;30(3):216-221. Doi: 10.1590/0102-6720201700030012. SLEEVE GASTRECTOMY AND FUNDOPLICATION AS A SINGLE PROCEDURE IN PATIENTS WITH OBESITY AND GASTROESOPHAGEAL REFLUX. Lasnibat JP1, Braghetto I1, Gutierrez L1, Sanchez F1. 
  3. Surg Obes Relat Dis. 2014 Mar-Apr;10(2):250-5. doi: 10.1016/j.soard.2013.09.006. Epub 2013 Sep 20. The effect of laparoscopic sleeve gastrectomy with or without hiatal hernia repair on gastroesophageal reflux disease in obese patients. Santonicola A1, Angrisani L2, Cutolo P2, Formisano G2, Iovino P3. 
  4. Obes Surg. 2015 Dec;25(12):2430-5. doi: 10.1007/s11695-015-1906-1. Gastroesophageal Reflux Disease and Sleeve Gastrectomy. Melissas J1, Braghetto I2, Molina JC3, Silecchia G4, Iossa A5, Iannelli A6,7, Foletto M8.
  5. World J Gastroenterol. 2015 Sep 28;21(36):10348-57. doi: 10.3748/wjg.v21.i36.10348. Laparoscopic sleeve gastrectomy and gastroesophageal reflux. Stenard F1, Iannelli A1.